Dünyaca ünlü müzüsyen Marilyn abla… Yıllardır Amerika’nın emperyalik baskıcı rejimine kendi halinde kafa tutan, halk konserlerinde soyunup, domuz kafası gibi bilimum enstrüman çalaraktan civciv ekolünü yaşatmayı borç bilen anarşist bir kişilik. Ama gerçekten öyle mi? Albüm cover artlarına çenesiz poz veren, dinleyicinse saygıdan genellikle bir haftalık Van Kedisi cesedi gibi görünmeyi ihmal etmeyen sanatçı, Mtv yaşam analistlerinin derlediği bilgilere göre gündelik yaşamında kız arkadaş bile yapmış, annesine her gün telefonla hal hatır soran kuzu gibi bir insan. Aynı anda yaşayan ya da ölü birden fazla kişiliği olan Manson ve yarı dişi yarı katil, hayalet çocuks arkadaşları üretkenlikleri ve çeşitli sahne şovlarıyla dünya halkının gönlüne taht kurmuş ve bugüne kadar bilmem kaç milyon albüm satmış.
Ama yetmiş mi? Yetmemiş..
Belki cemaat-i hıristyanın “yok çocuklarımıza kedi katlini vacib ettin, yok Hıristiyanlığı maymun ettin, yok şiddet içeren bir üsluba sahipsin” fetvalarından sıkılan, belki de emperyalik Amerikan kültürüne nazire etmek isteyen Marilyn, milenyumda yurtdışına açıldı! Yakın dostu Yanni’den aldığı bilgilerle en uygun yerin de hepimizin yakından tanıdığı bir ülke, Türkiye olduğuna karar verdi. Amerika’daki şubesini de kapatmayan Manson uzun süren araştırmalarından sonra Türk halkının seveceği bir tipe bürünerek 2000 yılının şubat ayında ilk albümü “Senden İbaret” i piyasaya sürdü. Türk müzik piyasasını oldukça iyi analiz etmiş “Yalanın Batsın”, “Yoksa Mani” gibi hitler barındıran albüm o yaza damgasını vurdu. Bundan sonra da albümlerin ardı arkası kesilmedi. Kah Amerika’da kah Türkiye’de, o konser senin bu konser benim gezen ünlü makyaj sanatçısı, zaman zaman örgülü saçlı bir Türk kızı, zaman zaman gündemi takip edip altın ayı almış porno film yıldızı kılığına girerek “Sen Yoluna Ben Yoluma”, “Kırmızı”, “Romeo” gibi birbirinden efsane esere imza atmış, Türk müziğine yön vermiştir.
Bu şizofren hayatın içinde Türkiye’de dönem dönem yanlışlıkla gerçek yüzünü gösterse de, Marilyn Manson’ın fazla tanınmadığı ülkemizde kimse durumu çakmamış, bunu fırsat bilen sanatçı da Amerikan yerel müziklerinden derlediği “teknotronik trans” müzik tarzını “Hipnoz” isimli albümüyle ülkemize taşımıştır.
Ticaret hayatına çoğunlukla Amerika’da devam eden Manson, Türkiye’deki şubesini de Kemal Doğulu gibi promosyonlarla canlı tutarak sürdürmektedir.
Kuşkusuz yol göstericisi olan Yanni’nin Türkiye’deki Ferhat Güzel fiyaskosunun ardından Amerika’da da ortadan kaybolmasıyla karşılaştırıldığında Manson’ın kariyeri daha da bir göz kamaştırmakta..




by puiy
23 Dec 2008 at 01:50
ya var ya ben annadıydım bunu ha. cidden bak. hani bi gördüm bunu ben, lan dedim karıya bak 3 erkek gelmişler sap gibi..? tam ceton düşcekti ki başka bişiy girdi araya, kaynadı gitti. orda gidip diycektim tam, sen dedim marilyn felan ha? o da evet demez mi, olabilirdi yani böyle. hem sora radarlayv’da bu yanımdaydı zaten, ben bi tuvalite gitcem dedi, gidiş o gidiş.. hemen akabinde sahneye çıktı bu öbürsü, sora tam bitti konser gene geldi yanıma ‘ayhhh altıma sıştım daaaa’ diye.. yok yeea yer miyis lan! sanki annamadık.
by orko
24 Dec 2008 at 01:59
bi sır daha gün yüzüne çıktı demek ki. dışardan alay ederdik clark kentin superman olduğunu nasıl anlamıyolar diye, düşünürdük bi gözlük takınca oluyodu da spidermanin suçu neydi giyiyo onca şeyi diye. amma içimizde olunca anlaşılmıyomuş demek ki. neymiş önemli olan tavırmış insanlıkmış yaa.
by Niyan
30 Dec 2008 at 22:51
gunaha girmisiz handeyenere cakma protest sanatci diye o vakit..