blog canlan! dır dı…

January 26th, 2010 / by qxambra / No Comments »

Elimi şıklatıp çağırdım yanıma.

Hiç görmediğim bir ceylana arabayla çarpmam nasıl mümkün olabilir ki? Zaten ölmüş olan kuzuyu yedim diye ben mi katil oldum? Bu zaten geldiğinde soğuktu, belki de hiç ısınmadı. Hiç ısınmamış şey zaten nasıl soğur ki?

Tabağımın değiştirilmesini talep ettim.

Pantolonumun rengiyle o kadar ilgiliydim ki karşımdakinin gözlerininkini bilmediğimi anladım. Zaten ne önemi vardı ki onun, onlar hep başkasına bakladı. “lamak” bakmak ile izlemenin ortak paydası. Paydaları eşitlemeden aynı şeyden bahsettiğimizi nasıl bilebiliriz ki?

Değiştirmemekte diretince hesabı istedim.

Kağıt kalem kullanmadan yazı yazmayı çok önce öğrenmiştim, henüz yazı icad olunmamıştı hem o zamanlar. Orjinal diye çıkarılan zaten taklidin taklidi değil mi? O kadar para verip de şehirler arası yolun bilmem kaçıncı kilometresine çeşme yaptırmanın ne alemi var ki?

Haketmediğini düşündüğümden bahşiş bırakmadım.

Ne utanç verici şey hak kavgası yapmak. Yani bu kadar mantıklı olup bu kadar utanılacak bir şey hiç yapmak istemem şahsen. Kimse yemesin hakkımı bu yüzden peşin söyleyim. Bensiz de kalsa sokaklar çöp arabaları her zaman aynı saatte gelecek. Yağmur da yağarken beni yok farzedecek.

Sigara almak için büfeye gittim.

Oldum olası sevmem zaten, ağız tadı olmadıktan sonra nesi güzel? Köprünün üstünden geçerken altımdan geçen arabaların üstüne tükürdüm. Sileceklerini çalıştırdı. Biri de durup bakmadı kim yaptı diye. Antifiriz koydum dün mukozama. Yoksa nasıl başa çıkılır bu kadar soğuk havayla.

Fermuar sevmiyorum çok pratik, bir de çok iç içe biraz daha geniş olsun….

Submit Article :- Del.icio.us + Digg + Google Bookmarks + Reddit + Technorati

(negselled 2 times)negsel
Loading ... Loading ...

romantizm

March 23rd, 2009 / by qxambra / 1 Comment »

Hayatın pasını silsin diye içiyorum içkiyi
Asetonla tırnaktaki ojeyi çıkarır gibi

Si*iyim uyağını ve kafiyesini

Si*iyim bu hayatın içindeki bütün “iyi” leri

Beğendirmek kendini vitrindeki mal gibi

Sevdirmek, okşatmak için g*tünü başını azmış bir kedi gibi

Yaptığın onca saçmalık, onca şaklabanlık
A*ına kodumun egosunun tatmini için mi?

Submit Article :- Del.icio.us + Digg + Google Bookmarks + Reddit + Technorati

(negselled 7 times)negsel
Loading ... Loading ...

süper denyo fikirler: homeless social networking

January 26th, 2009 / by toif / No Comments »

şimdi mesela böyle bişiy olsa, evsizler için yani.. işte o gün napıyos, varilde ateşi kaçta yakıyos, alışveriş arabasıyla gezme sırası kimde filan gibi bilgilerin paylaşıldığı şirin bi online ortam.. squatting etces ama nerde, bu ara nere populer.. boş kutuları kim topluyo, malları nası alıyos mesela.  maillist şart.. küçük bi mobil uygulama da yapılabilir. ne saçma lan bütün bunlar, hayret valla.

Submit Article :- Del.icio.us + Digg + Google Bookmarks + Reddit + Technorati

(negselled 10 times)negsel
Loading ... Loading ...

Tags:

ikibindokuzun en iyi altı albümü

January 13th, 2009 / by puiy / 1 Comment »

1983′ten filan beri her yıl sonunda ‘yılın en iyi albümleri’ yazısı yazcam diyom, fekat o mu iyidi yoksa bu mu, yok onun janrı başka bunun kapaa çikin derken mart felan oluyo, sktrediyom genelde. Aynı şekilde bu yıl da Sun Kil Moon mu Fleet Foxes mı iyidi, Foals mı yoksa The Kills mi, Girl Talk mu akıllı Flying Lotus mu, Hot Chip mi eylenceliydi Hercules and Love Affair mi, Replikas mı Sakin mi derken, edemiyceğimi anladım ve vazgeçtim..
Akabinde 2009 şeysi yapmaya karar verdim. Zaten üç beş bişiy vardır heralde, iki dakkada biter, bu dertten de kurtulurum dedim.. oh bee.
Sonra bi de baktım, Advance’lerle beraber elli küsür albüm var, yarısını filan bi çırpıda eleyiverdim, kalanları dinledim. Fakat sonuca geçmeden önce bu ‘advance’ denen rezalete bi deyinmek istiyorum. Ulan nası olur biri anlatsın, lan bi bekle albüm çıksın lan! ne terbiyesiz bi adammışın sen ya, emek lan bu!.. geçenlerde yani üç dört sene önce bi dikkat ettiydim, bi dönem bu advancelerin çoğu aynı labeldan çıkmaydı. Ulan belli ki tükkanda bi hayin var. Bulsana köstebeki, kırsana aazını burnunu itin.. Neyse liste şöyle;

6. The Guggenheim Grotto - Happy The Man
5. The Old Ceremony - Walk On Thin Air
4. Telepathe - Dance Mother
3. Animal Collective - Merriweather Post Pavilion
2. Husband & Wife - Dark Dark Woods
1. Beirut - March of The Zapotec

şindi bu beirut’un albümü çıkmadı assında daa, ama nasılsa birinç olur diye şimdiden koyim dedim, evet.

Submit Article :- Del.icio.us + Digg + Google Bookmarks + Reddit + Technorati

(negselled 11 times)negsel
Loading ... Loading ...

Tags:

Marilyn Manson Trademark

December 22nd, 2008 / by sern.wasat-up / 3 Comments »

Dünyaca ünlü müzüsyen Marilyn abla… Yıllardır Amerika’nın emperyalik baskıcı rejimine kendi halinde kafa tutan, halk konserlerinde soyunup, domuz kafası gibi bilimum enstrüman çalaraktan civciv ekolünü yaşatmayı borç bilen anarşist bir kişilik. Ama gerçekten öyle mi? Albüm cover artlarına çenesiz poz veren, dinleyicinse saygıdan genellikle bir haftalık Van Kedisi cesedi gibi görünmeyi ihmal etmeyen sanatçı, Mtv yaşam analistlerinin derlediği bilgilere göre gündelik yaşamında kız arkadaş bile yapmış, annesine her gün telefonla hal hatır soran kuzu gibi bir insan. Aynı anda yaşayan ya da ölü birden fazla kişiliği olan Manson ve yarı dişi yarı katil, hayalet çocuks arkadaşları üretkenlikleri ve çeşitli sahne şovlarıyla dünya halkının gönlüne taht kurmuş ve bugüne kadar bilmem kaç milyon albüm satmış.

Marilyn US - Mechanical animals

Marilyn US - Mechanical animals

Ama yetmiş mi? Yetmemiş..

Belki cemaat-i hıristyanın “yok çocuklarımıza kedi katlini vacib ettin, yok Hıristiyanlığı maymun ettin, yok şiddet içeren bir üsluba sahipsin” fetvalarından sıkılan, belki de emperyalik Amerikan kültürüne nazire etmek isteyen Marilyn, milenyumda yurtdışına açıldı! Yakın dostu Yanni’den aldığı bilgilerle en uygun yerin de hepimizin yakından tanıdığı bir ülke, Türkiye olduğuna karar verdi. Amerika’daki şubesini de kapatmayan Manson uzun süren araştırmalarından sonra Türk halkının seveceği bir tipe bürünerek 2000 yılının şubat ayında ilk albümü “Senden İbaret” i piyasaya sürdü. Türk müzik piyasasını oldukça iyi analiz etmiş “Yalanın Batsın”, “Yoksa Mani” gibi hitler barındıran albüm o yaza damgasını vurdu. Bundan sonra da albümlerin ardı arkası kesilmedi. Kah Amerika’da kah Türkiye’de, o konser senin bu konser benim gezen ünlü makyaj sanatçısı, zaman zaman örgülü saçlı bir Türk kızı, zaman zaman gündemi takip edip altın ayı almış porno film yıldızı kılığına girerek “Sen Yoluna Ben Yoluma”, “Kırmızı”, “Romeo” gibi birbirinden efsane esere imza atmış, Türk müziğine yön vermiştir.

Yalanın batsın!

Marilyn TR - Yalanın batsın!

Bu şizofren hayatın içinde Türkiye’de dönem dönem yanlışlıkla gerçek yüzünü gösterse de, Marilyn Manson’ın fazla tanınmadığı ülkemizde kimse durumu çakmamış, bunu fırsat bilen sanatçı da Amerikan yerel müziklerinden derlediği “teknotronik trans” müzik tarzını “Hipnoz” isimli albümüyle ülkemize taşımıştır.

Ticaret hayatına çoğunlukla Amerika’da devam eden Manson, Türkiye’deki şubesini de Kemal Doğulu gibi promosyonlarla canlı tutarak sürdürmektedir.

Kuşkusuz yol göstericisi olan Yanni’nin Türkiye’deki Ferhat Güzel fiyaskosunun ardından Amerika’da da ortadan kaybolmasıyla karşılaştırıldığında Manson’ın kariyeri daha da bir göz kamaştırmakta..

Submit Article :- Del.icio.us + Digg + Google Bookmarks + Reddit + Technorati

(negselled 22 times)negsel
Loading ... Loading ...

Tags: ,

uzak durulası şeyler: smallville

December 17th, 2008 / by puiy / No Comments »

Şindi efenim, başlangıcı teaaa 2001e dayanan bu televizyon rezaletinin, aradan geçen on küsür sene boyunca, aynı şeyi değişik oyunculara uygulayarak halen ayakta kalabilmesi çok enteresan..

Nedir? ilk evela bitane çakma süperman geliyo kasabaya. bu yandaki işte.. o sırada hayvancılıkla filan geçinen bu kasaba gayet normal bi hayat yaşıyo. maki felan her yer. neyse bu süper gidiyo kendine bi baba buluyo hemen, ya da baba bunu buluyo.. zaten çocuğu olmuyomuş ya bunun, iyi ki buluyo süper bunu. annesi de seviniyo tabi, oğlumm diyo. ama anne deyil o anda assında, süperi bulunca oluyo anne. neyse süper büyüyo, tarla felan sürerken bi de bakıyo meyersem süpermiş bu. yani o bilmiyodu assında süper olduğunu, çaktın? işte traktörü fırlatıyo ‘böyle iş mi olur lan’ der gibi.. babası biraz bozuluyosa da çaktırmıyo, süper ya bu, tırsıyo babası tabi. neyse bi takım iblisliklerle geçen yıllardan sora kel kafalı bi hödük peydah oluyo. bu dazlak normal bi adam assında bi numarası yok yani. ama parası çok, babadan zengin bunlar.. basıyo parayı süperi satın alıyo. illa bana ders vericeksin, beni de süper etcez diyo. süper de napsın kabul ediyo, fakir bu çünkü, anla onu.. bi de uşak tutuyo bunlara alfred diye, ev işlerinde annene yardım eder diyo, aklını alıyo süperin. süper de eğitiyo keli, duvarların arkasını görmek için hafif gözünü kıscan diyo mesela, ya da uzakları duymak için kulak memeni az içe doğru bükcen diyo filan.. ama kelin başka pilanları var, süperin çayına ufak ufak kripton atıyo. süper sürekli bayılıyo tabi. süper bayılınca da kel bunu elliyo filan.. garip garip işler, iblislik diz boyu. meyersem süperi elleyen kendi de süper olmuyo muymuşş.. mesela tatar bi kız var, durumu öğrenince o da süper oluyo. akabinde herkes süper oluyo.

Sürekli yeni yeni süperler geliyo diziye, heroz gibi ama deyil. çünkü kimseyi kurtardıkları filan da yok. hiç bişey olmuyo yani assında. sanıyosun ki yeni süper bişiy yapcak öbürsü etkilenicek filan.. yok işte, öyle olmuyo. tam sikko bi durum yani. o zaman ne anlamı var ki di mi? ama normaller kazanıyo en sonunda. yani daha sonu gelmedi ama öyle tahmin ediyorum.
o zaman dizi için yazdığım “çok sikkosun smallville, adeta sikkoville” isimli şiiri paylaşiym, bitsin bu iş.

smallville sen ne sikkosun
ilk harflerine baksana
kendi harflerine deyil, şiirinkine
kosipgirl bile senden iyi
olmadı, neyse..

Submit Article :- Del.icio.us + Digg + Google Bookmarks + Reddit + Technorati

(negselled 9 times)negsel
Loading ... Loading ...

Tags: ,

Naptın da başardın?

December 3rd, 2008 / by höyküresimvar / 1 Comment »

Başarının ölçüsünün olmadığı bi iş koluna girmek istiyorum. Ne yaparsan yap kazanacağın..

Misal al sana futbol yorumculuğu. Ne dersen de, yeter ki çok bilir edayla, söylediklerin çok flaş şeylermiş gibi, bi konuşsam ülke karışabilir gibi bi tavırla söyle. Şunun gibi;

+Hocam pompadinspor bu maç ne yapar?

-Hacı öyle kritik bi soru ki bu (du bakalım ne diycek diyosun burada içten içe). Şimdi maçın 2 farklı boyutu var (merak uyandırıyo aklınca pu*t). 1. pompadinspor teknik direktörü Metinali Feyyaz 3lü tandemle çıkarsa bıdı bıdı olur yok çıkmazsa 7 yer ( bide böyle aykırı sonuçlar vericeksin).

2.boyutu ise pompadin’in kazanması için çok iyi oynaması (yapma yav), kanatları iyi kullanıp, göbeği iyi tutup bloklar arası bağlantıyı enfes icra etmesi gerekiyor (hayatın sırrını söylermişcesine)..

Uzatmayalım işte anlaşıldı, bunun gibi 100 cümlen olucak döndür döndür söle. Adamlar sırf bu iş için yıllık 500-600 bin yetele kazanıyo ya çıldirıciim. Erman hocaya ya da Rıdvana lafım yok. Onlarda zeka pırıltısı seziyorum ama bu Adnan Aybaba, Tanju ya da Selçuk Yula ve bunun gibi hırtlara verilen paraları duyunca çatladım kıskançlıktan. En son Şebnem Dönmez evlenince böle olmuştum şerefsizim. O da içimde kalan ayrı bi yaradır laf aramızda.

Neyse konumuza dönelim. Bu heriflerin başarılı olmak gibi bi dertleri de yok. Çünkü somut bi başarı ölçüsü yok. Maçtan önce skor tahmini yaparken fener kazanırsa bikini giyerim, yok beşiktaş 5ten aşağı atarsa çükümü keserim tipi sansasyonel demeçler, maçtan sonra ya unutuluyo ya da şagggaaa yaptım diye geçiştiriliyo. Yav kardeşim benim tek hayalim senin bikini giymen. Giyceksin ki mesleğinin hakkını veresin. Hani söylenir ya çok para kazanmak için çok risk alman gerekir diye. Külli yalan bu meslekte. Bunlar sonuç ne olursa olsun bilsin bilmesinler, rezil olsun olmasınlar kıvırtma rasyosuna göre çok para kazanıyolar.

İkinci mesleğimiz secret yazarlığı. Allahaşkına söyleyin bunun gibi iddialı kitaplarda yazılanların doğruluğunun ispatı nasıl mümkün olur. Yaptım olmadı desen tam anlamıyla inanmamışsın diyecek, kitabın üstünde roman hikaye falan da yazmıyo, o zaman içindekiler yanlışsa veya kurguysa bu bildiğin dolandırıcılığa giriyo.  Bence bi kuruluş bu gibi kitapların doğruluğunu teyit etmeli. Artık anket mi yaparlar yoksa adı sanı gizli 10 tane denek üzerinde doğruluğunu test mi ederler bilemem. Hem bu kadar para kazanıyosun hem hayallerimle oynuyosun. Arkadaş arasında alay konusu olmayacağımı bilsem dava açarım yeminle. Süründürürüm dolandırıcılıktan. (içimde de ufak bi umut da yok değil hani, ya doğruysa diye.. mal mıyım acep. Araştırma, anket veya tez bekliyorum tarafsız mercilerden)

Yanlış bişey söylemekten çekinmeyip te çok para kazanan diğer meslek de ekonomi yorumculuğu. Ulan ne terbiyesiz adamlarmışsınız siz ya. İnatla bütün kriz boyunca seyrettim sizi - siz derken 10-15 adam var işte televizyona çıkan- bu kadar kendinden emin bu kadar bilmiş konuşup da insan hiç bişeyi doğru tahmin edemez mi, her kafadan bu kadar farklı şey mi çıkar. Sinirlerim hopluyo valla aklıma geldikçe. Bunların söylediklerinin doğruluğunun teyidi de kolay ama bakıyorum adam yanılmış ertesi gün gene ahkam kesiyo, yok imf anlaşması olsa böyle olmazmış, yok efendim fedin faiz indirimi beklenmiyomuş da o yüzden böyle olmuş.. Bekliycen kardeşim faiz indirimini. Dün dolar iner diyodun bilmiş bilmiş, senin yüzünden sattık cascaklak kaldık ortada. 5 atcaz derken 5 yedik. Bunun hesabını kim vericek. Oraya çık dünya kadar para kazan bi de faiz indirimini bekleme, yavşağa bak hele.

Submit Article :- Del.icio.us + Digg + Google Bookmarks + Reddit + Technorati

(negselled 9 times)negsel
Loading ... Loading ...

Tags: , ,

yımırta gibi başkan

December 1st, 2008 / by puiy / 2 Comments »

Geçen gün internetin resimlerine bakıyom, bi anda küçük bi yarışma çıktı karşıma. süpriz gibi. tabi çok heycanlandım, acaba başarılı olabilecek miydim. Karşılığında yeşil kart alcaamı öörenince hemen kolları sıvadım başladım araştırmaya. Konu biraz zordu ama bulabileceğimi düşünüyodum. Soru işte şu alttaki resimde aynen görünüyor.

İlk iki tip tanıdık geldi ama üçüncü karedeki çukulata renkli adamcaazı bi türlü çıkaramadım. Jordan desen andırıyo ama deyil, Nat King Kong desen hiç deyil. sora compiter başında bişiy araştıran herkesin yapıcağı gibi annemi çaardım. anne dedim bu kim, barako dedi, la dedim barak kim, gugletsene evladım dedi beni ne şeyediyon.. nitekim haklıydı da.. ileri seviye bitakım işlemden sonra google’a girmeyi başardım ve resimlerde barak diye aradım. karşıma hemen bu resimdeki adam çıktı. Meyersem sorunun cevabı da bu deyil miymiş.. hemen seçtim yolladım, merakla sonucu bekliyom.
O diyl de, acaba meşhur olmayan birini niye başkan ettiler ve benim niye bundan haberim yok diye düşünürken dedim bari bi araştıriym adamı.
Öğrendim ki kendisi mozambik doğumlu, kenya asıllı, ugandalı anne ve kongolu babadan olma bi gabonluymuş. yani tam bir afrik. Sen kalk zimbabwe’den git amerika’ya başkan ol, yuh! ondan sonra yok etiyopya’da açlık var, yok zambia’da sinek var, ne alakası var.. hiç! ee o zaman biraz duyarlı olalım canım, afrikalılar da insan. herkes iki tane çocuk alsa, biyerlere başkan etse ne kuraklık kalır, ne de sıtma. hem sonra asya da bi alem..
Neyse barak diyoduk.. şimdi efenim bu adam interneti indirmeyi serbest bırakmış. Bi konuşmasında halka seslenirken demiş ki; “şimdi hazır internet orda duruyoken indirmek lazım, yarın bigün çot diye kapanırsa afrika ayvasını sapıyla yeriz.. o yüzden gelsin müzikler gelsin filmler diziler, enayi miyiz hocu”. Halk bi şaşırmış önce, sora barakoo barakoo diye coştukça coşmuşlar.
Yandaki resimde “lan internete dokanmayın, pacman’in elma’yı yediği gibi yerim adamı, en büyük kim? barakoo o yee” diyor açıkça..

Burdan fbi’a felan sesleniyorum, başgan hakkında ileri geri konuşyo diye peşime düşmeye kalkmayın, yumurta bizde iyi bişe demek ona göre.. veri gud.

Submit Article :- Del.icio.us + Digg + Google Bookmarks + Reddit + Technorati

(negselled 20 times)negsel
Loading ... Loading ...

Tags:

art sun

November 13th, 2008 / by puiy / 1 Comment »

Eddie Vedder’ın, Zeki Müren’e olan hayranlığını bilmeyen yoktur.. Ben dün keşfettim mesela.
Konuyla ilgili yaptığım derinlemesine araştırma sonucunda gördüm ki; Seattle’da sörf yaparak geçimini sağlamaya çalışırken keşfedilen küçük Eddie, Müren’in yoğun çabaları sonucunda kendine musiki cemiyetinde bi yer edinmiş. İlişkilerinin ilk yıllarında baba-oğul, amca-yeğen gibi olan ikili, sonraları bi abla-kardeş kadar yakınlaşmışlar. Bu yakınlıkları tozlu raflardan günümüze aha yandaki gibi yansıyor..

Eddie, kendisini sörfçülük illetinden çekip çıkaran, icabında ortamlara sokan, hatta şimdiki grup arkadaşlarıyla tanıştıran Zeki Müren’le aralarında geçen bir anıyı, yeni albümüyle ilgili bi röportajında şöyle aktarıyor.

Seattle’da hava genelde kapalıdır biliyon mu. İşte yine böyle bi günde Yıldız Parkında yürüyoruz Zeki abiyle, tutturdu çilek yiycem ben diye.. lan abi dedim arıza mısın, nerden bulcaz bu mevsimde çileki. yok illa yiycekmiş. Canım sıkıldı, açtım ağzımı yumdum gözümü.. çok sonra anladım ki meyersem bahçevan isimli son hitiyle ilgili ipucu veriyomuş, çilek filan bahaneymiş, bilemedik.. çok feci pişman oldum tabi. Kendimi affettirmem lazımdı, kısmet bugüneymiş.. peace out.

Takip eden yıllar boyu sanat güneşine olan minnetini nasıl göstereceğini kara kara düşünen Ed, sonunda yeni albümünde çalıp söylediği Art Sun isimli şarkıda dünyaya haykırıyor:

There’s a big
A big art sun
Beating on the big people
In the big art world

Audio clip: Adobe Flash Player (version 9 or above) is required to play this audio clip. Download the latest version here. You also need to have JavaScript enabled in your browser.

Genel olarak sanat güneşinin kortizon tedavisi görmeden önceki dönemine farklı ve samimi bir bakış tadında olan parçanın nakaratında Ed, sanat camiasının kokuşmuşluğundan dem vuruyor. İyi ki de vuruyor, bravo!

Submit Article :- Del.icio.us + Digg + Google Bookmarks + Reddit + Technorati

(negselled 32 times)negsel
Loading ... Loading ...

Tags: ,

tony almeida zonbi felan mıydı?

November 1st, 2008 / by puiy / 4 Comments »

Adamcaazın paramparça oluşu dün gibi gözümün önünde.
Bu kadar net hatırladığıma göre heralde kendimi Jack Bauer sandığım anlardan birinde oldu.. Hani Michelle’le beraber patladıydı ya, bildin mi? Yani kurtulmuş olamazdı, evet öldüğünden emindim..
Taa ki aşağıdaki videoyu görene kadar..

Get the Flash Player to see this player.

~ feci şekilde kandırılmıştım ~

Aklıma hemen Prestige’deki çakma ikiz kardeş numarası geldi tabi. Hani baştan beri hep ikizi varmış gibi yapıyo da son anda meyersem kendisi çıkıyo.. hatta yazık, Tesla’yı filan alet ediyo öbürsü. Ya da Fight Club gibi hani yüzük bi düşüyo çünkü hayaletmiş meyer.. veyahut hani, kendi halinde efendi bi avukatken içine şeytan giriyodu Neo’nun, işte onun gibi. izlemeyen yoktur diye spoil ettim sorun yok. neyse yemezler Jack efendi.
Sonuçta anladım ki, Tony ikiz kardeşini feci şekilde patlatıp, biyerlerde kebap işine girmişti.. evet evet kesin. Demek ki ondan sonra nolduysa, ulan polis olduk kebapçı olduk accık da terorist olalım demiş ve tekrar aksiyona vermiş kendini. Halbuki sakin sakin hayatını yaşasana, ne bu yaştan sora Jack gibi adama ters gidiyosun.
Yakında Nina filan da gelirse hiç şaşırmam hatta beyeniyle izlerim ne de olsa national sekurity şakaya gelmes.. di mi la?

Submit Article :- Del.icio.us + Digg + Google Bookmarks + Reddit + Technorati

(negselled 14 times)negsel
Loading ... Loading ...

Tags: ,

Page 1 of 212»