blog canlan! dır dı…

Elimi şıklatıp çağırdım yanıma.

Hiç görmediğim bir ceylana arabayla çarpmam nasıl mümkün olabilir ki? Zaten ölmüş olan kuzuyu yedim diye ben mi katil oldum? Bu zaten geldiğinde soğuktu, belki de hiç ısınmadı. Hiç ısınmamış şey zaten nasıl soğur ki?

Tabağımın değiştirilmesini talep ettim.

Pantolonumun rengiyle o kadar ilgiliydim ki karşımdakinin gözlerininkini bilmediğimi anladım. Zaten ne önemi vardı ki onun, onlar hep başkasına bakladı. “lamak” bakmak ile izlemenin ortak paydası. Paydaları eşitlemeden aynı şeyden bahsettiğimizi nasıl bilebiliriz ki?

Değiştirmemekte diretince hesabı istedim.

Kağıt kalem kullanmadan yazı yazmayı çok önce öğrenmiştim, henüz yazı icad olunmamıştı hem o zamanlar. Orjinal diye çıkarılan zaten taklidin taklidi değil mi? O kadar para verip de şehirler arası yolun bilmem kaçıncı kilometresine çeşme yaptırmanın ne alemi var ki?

Haketmediğini düşündüğümden bahşiş bırakmadım.

Ne utanç verici şey hak kavgası yapmak. Yani bu kadar mantıklı olup bu kadar utanılacak bir şey hiç yapmak istemem şahsen. Kimse yemesin hakkımı bu yüzden peşin söyleyim. Bensiz de kalsa sokaklar çöp arabaları her zaman aynı saatte gelecek. Yağmur da yağarken beni yok farzedecek.

Sigara almak için büfeye gittim.

Oldum olası sevmem zaten, ağız tadı olmadıktan sonra nesi güzel? Köprünün üstünden geçerken altımdan geçen arabaların üstüne tükürdüm. Sileceklerini çalıştırdı. Biri de durup bakmadı kim yaptı diye. Antifiriz koydum dün mukozama. Yoksa nasıl başa çıkılır bu kadar soğuk havayla.

Fermuar sevmiyorum çok pratik, bir de çok iç içe biraz daha geniş olsun….

romantizm

Hayatın pasını silsin diye içiyorum içkiyi
Asetonla tırnaktaki ojeyi çıkarır gibi

Si*iyim uyağını ve kafiyesini

Si*iyim bu hayatın içindeki bütün “iyi” leri

Beğendirmek kendini vitrindeki mal gibi

Sevdirmek, okşatmak için g*tünü başını azmış bir kedi gibi

Yaptığın onca saçmalık, onca şaklabanlık
A*ına kodumun egosunun tatmini için mi?

süper denyo fikirler: homeless social networking

şimdi mesela böyle bişiy olsa, evsizler için yani.. işte o gün napıyos, varilde ateşi kaçta yakıyos, alışveriş arabasıyla gezme sırası kimde filan gibi bilgilerin paylaşıldığı şirin bi online ortam.. squatting etces ama nerde, bu ara nere populer.. boş kutuları kim topluyo, malları nası alıyos mesela.  maillist şart.. küçük bi mobil uygulama da yapılabilir. ne saçma lan bütün bunlar, hayret valla.

ikibindokuzun en iyi altı albümü

1983′ten filan beri her yıl sonunda ‘yılın en iyi albümleri’ yazısı yazcam diyom, fekat o mu iyidi yoksa bu mu, yok onun janrı başka bunun kapaa çikin derken mart felan oluyo, sktrediyom genelde. Aynı şekilde bu yıl da Sun Kil Moon mu Fleet Foxes mı iyidi, Foals mı yoksa The Kills mi, Girl Talk mu akıllı Flying Lotus mu, Hot Chip mi eylenceliydi Hercules and Love Affair mi, Replikas mı Sakin mi derken, edemiyceğimi anladım ve vazgeçtim..
Akabinde 2009 şeysi yapmaya karar verdim. Zaten üç beş bişiy vardır heralde, iki dakkada biter, bu dertten de kurtulurum dedim.. oh bee.
Sonra bi de baktım, Advance’lerle beraber elli küsür albüm var, yarısını filan bi çırpıda eleyiverdim, kalanları dinledim. Fakat sonuca geçmeden önce bu ‘advance’ denen rezalete bi deyinmek istiyorum. Ulan nası olur biri anlatsın, lan bi bekle albüm çıksın lan! ne terbiyesiz bi adammışın sen ya, emek lan bu!.. geçenlerde yani üç dört sene önce bi dikkat ettiydim, bi dönem bu advancelerin çoğu aynı labeldan çıkmaydı. Ulan belli ki tükkanda bi hayin var. Bulsana köstebeki, kırsana aazını burnunu itin.. Neyse liste şöyle;

6. The Guggenheim Grotto - Happy The Man
5. The Old Ceremony - Walk On Thin Air
4. Telepathe - Dance Mother
3. Animal Collective - Merriweather Post Pavilion
2. Husband & Wife - Dark Dark Woods
1. Beirut - March of The Zapotec

şindi bu beirut’un albümü çıkmadı assında daa, ama nasılsa birinç olur diye şimdiden koyim dedim, evet.

Marilyn Manson Trademark

Dünyaca ünlü müzüsyen Marilyn abla… Yıllardır Amerika’nın emperyalik baskıcı rejimine kendi halinde kafa tutan, halk konserlerinde soyunup, domuz kafası gibi bilimum enstrüman çalaraktan civciv ekolünü yaşatmayı borç bilen anarşist bir kişilik. Ama gerçekten öyle mi? Albüm cover artlarına çenesiz poz veren, dinleyicinse saygıdan genellikle bir haftalık Van Kedisi cesedi gibi görünmeyi ihmal etmeyen sanatçı, Mtv yaşam analistlerinin derlediği bilgilere göre gündelik yaşamında kız arkadaş bile yapmış, annesine her gün telefonla hal hatır soran kuzu gibi bir insan. Aynı anda yaşayan ya da ölü birden fazla kişiliği olan Manson ve yarı dişi yarı katil, hayalet çocuks arkadaşları üretkenlikleri ve çeşitli sahne şovlarıyla dünya halkının gönlüne taht kurmuş ve bugüne kadar bilmem kaç milyon albüm satmış.

Marilyn US - Mechanical animals

Marilyn US - Mechanical animals

Ama yetmiş mi? Yetmemiş..

Belki cemaat-i hıristyanın “yok çocuklarımıza kedi katlini vacib ettin, yok Hıristiyanlığı maymun ettin, yok şiddet içeren bir üsluba sahipsin” fetvalarından sıkılan, belki de emperyalik Amerikan kültürüne nazire etmek isteyen Marilyn, milenyumda yurtdışına açıldı! Yakın dostu Yanni’den aldığı bilgilerle en uygun yerin de hepimizin yakından tanıdığı bir ülke, Türkiye olduğuna karar verdi. Amerika’daki şubesini de kapatmayan Manson uzun süren araştırmalarından sonra Türk halkının seveceği bir tipe bürünerek 2000 yılının şubat ayında ilk albümü “Senden İbaret” i piyasaya sürdü. Türk müzik piyasasını oldukça iyi analiz etmiş “Yalanın Batsın”, “Yoksa Mani” gibi hitler barındıran albüm o yaza damgasını vurdu. Bundan sonra da albümlerin ardı arkası kesilmedi. Kah Amerika’da kah Türkiye’de, o konser senin bu konser benim gezen ünlü makyaj sanatçısı, zaman zaman örgülü saçlı bir Türk kızı, zaman zaman gündemi takip edip altın ayı almış porno film yıldızı kılığına girerek “Sen Yoluna Ben Yoluma”, “Kırmızı”, “Romeo” gibi birbirinden efsane esere imza atmış, Türk müziğine yön vermiştir.

Yalanın batsın!

Marilyn TR - Yalanın batsın!

Bu şizofren hayatın içinde Türkiye’de dönem dönem yanlışlıkla gerçek yüzünü gösterse de, Marilyn Manson’ın fazla tanınmadığı ülkemizde kimse durumu çakmamış, bunu fırsat bilen sanatçı da Amerikan yerel müziklerinden derlediği “teknotronik trans” müzik tarzını “Hipnoz” isimli albümüyle ülkemize taşımıştır.

Ticaret hayatına çoğunlukla Amerika’da devam eden Manson, Türkiye’deki şubesini de Kemal Doğulu gibi promosyonlarla canlı tutarak sürdürmektedir.

Kuşkusuz yol göstericisi olan Yanni’nin Türkiye’deki Ferhat Güzel fiyaskosunun ardından Amerika’da da ortadan kaybolmasıyla karşılaştırıldığında Manson’ın kariyeri daha da bir göz kamaştırmakta..

uzak durulası şeyler: smallville

Şindi efenim, başlangıcı teaaa 2001e dayanan bu televizyon rezaletinin, aradan geçen on küsür sene boyunca, aynı şeyi değişik oyunculara uygulayarak halen ayakta kalabilmesi çok enteresan..

Nedir? ilk evela bitane çakma süperman geliyo kasabaya. bu yandaki işte.. o sırada hayvancılıkla filan geçinen bu kasaba gayet normal bi hayat yaşıyo. maki felan her yer. neyse bu süper gidiyo kendine bi baba buluyo hemen, ya da baba bunu buluyo.. zaten çocuğu olmuyomuş ya bunun, iyi ki buluyo süper bunu. annesi de seviniyo tabi, oğlumm diyo. ama anne deyil o anda assında, süperi bulunca oluyo anne. neyse süper büyüyo, tarla felan sürerken bi de bakıyo meyersem süpermiş bu. yani o bilmiyodu assında süper olduğunu, çaktın? işte traktörü fırlatıyo ‘böyle iş mi olur lan’ der gibi.. babası biraz bozuluyosa da çaktırmıyo, süper ya bu, tırsıyo babası tabi. neyse bi takım iblisliklerle geçen yıllardan sora kel kafalı bi hödük peydah oluyo. bu dazlak normal bi adam assında bi numarası yok yani. ama parası çok, babadan zengin bunlar.. basıyo parayı süperi satın alıyo. illa bana ders vericeksin, beni de süper etcez diyo. süper de napsın kabul ediyo, fakir bu çünkü, anla onu.. bi de uşak tutuyo bunlara alfred diye, ev işlerinde annene yardım eder diyo, aklını alıyo süperin. süper de eğitiyo keli, duvarların arkasını görmek için hafif gözünü kıscan diyo mesela, ya da uzakları duymak için kulak memeni az içe doğru bükcen diyo filan.. ama kelin başka pilanları var, süperin çayına ufak ufak kripton atıyo. süper sürekli bayılıyo tabi. süper bayılınca da kel bunu elliyo filan.. garip garip işler, iblislik diz boyu. meyersem süperi elleyen kendi de süper olmuyo muymuşş.. mesela tatar bi kız var, durumu öğrenince o da süper oluyo. akabinde herkes süper oluyo.

Sürekli yeni yeni süperler geliyo diziye, heroz gibi ama deyil. çünkü kimseyi kurtardıkları filan da yok. hiç bişey olmuyo yani assında. sanıyosun ki yeni süper bişiy yapcak öbürsü etkilenicek filan.. yok işte, öyle olmuyo. tam sikko bi durum yani. o zaman ne anlamı var ki di mi? ama normaller kazanıyo en sonunda. yani daha sonu gelmedi ama öyle tahmin ediyorum.
o zaman dizi için yazdığım “çok sikkosun smallville, adeta sikkoville” isimli şiiri paylaşiym, bitsin bu iş.

smallville sen ne sikkosun
ilk harflerine baksana
kendi harflerine deyil, şiirinkine
kosipgirl bile senden iyi
olmadı, neyse..